Main menu:

Sitede arama

Kategoriler

Arşiv

Şereflidavutlu

Şereflidavutlu, Türkiye


Ankara

Bilgiler

Nüfus

101 (2000)

Koordinatlar

 

Posta Kodu

06950

Alan Kodu

0312

Yönetim

Coğrafi Bölge

İç Anadolu Bölgesi

İl

Ankara

İlçe

Şereflikoçhisar

Köy Muhtarı

Ferdai Günay

Şereflidavutlu, Ankara ilinin Şereflikoçhisar ilçesine bağlı bir köydür.

Kıyevi Köylülerinin anayurdu Orta Asya’dır. Türkmenistan’da yaşarken ülkenin doğusunda bulunan Moğollar Türkmenistan’ı istila etmek için ayaklandılar. Türkler ve Türkmenler’de Moğollara esir düşmemek için batıya Anadolu topraklarına göç etmeye başladılar. Bu göçleri uzun zaman devam etti. Şehirler, aşiretler ve kabileler halinde ve geride hiçbir şey bırakmadan göç etmeye kalktılar. Aşiretler; koyunları, keçileri, develeri, tavşanları, kedileri, tavukları ve binek hayvanlarını da yanlarına alarak hareket ettiler. Şimdiki Ankara Keçisi, Ankara Kedisi, Ankara Tavşanı ve Kangal Köpeği Türkmenistan’dan gelen hayvanların devamıdır. Türk, Türkmen ve Yörüklerin birlikte geldiği göç yollarında çok canlar telef oldu, çok hayvanlar kırıldı. Bu büyük göçün başlangıç tarihi 14’üncü yüzyıl sonlarındadır. Sonunda Anadolu’ya ulaşan Türkmenlerin bu uzun göç yolculuğu sırasında yaşadıkları sıkıntıları tarihçiler kitaplarında kısaca şöyle bahsetmektedir; “Aç, susuz, ayakları yalın, başları açık, üzerlerinde doğru dürüst bir giysi bile olmayan yolculukları yıllarca sürmüştür.” Göç eden Türkmenler yıllar boyu çeşitli yerlerde oturup kalmışlar fakat yerleştikleri yerlerde yaşantıya elverişli olmadığı için tekrar göç etmeye başladılar. Orta Asya’da geçimlerini daha çok hayvancılıkla ve çiftçilikle sağlayan bu kabilelerin aralarında Türkmen Boylarından olan Yörükler de vardı. Türkmenistan ve Kazakistan’dan Anadolu’ya gelen Türk ve Türkmen aşiretler Anadolu’nun çeşitli yerlerine ve özellikle Ankara, Bala, Haymana, Çubuk, Kırşehir bölgelerine ve Kızılırmak ve çevresine yerleştiler. Buralara gelenler genelde Karakeçili ve Sarıkeçili Aşiretleridir. Ayrıca Bala toprakları içerisine yerleşenler ise Türkmen Beyleri’dir. Burada bizim Kıyevi Köylüleri olan Türkmen topluluğu ise Kızılırmak kenarına Bala hudutları içerisindeki Bıyığı Kebir denen Kuyular Köyü’nün olduğu yer şimdi Hirfanlı Barajı’nın oturduğu ve Camili, Köşger köylerinin bulunduğu mıntıkaya yerleştiler. Orta Asya’dan kalkıp ta Anadolu’ya kadar gelen Kıyevi Köyü’nün kurucuları hiçbir tarafa dağılmadan Kızılırmak kenarına yerleşti. Çünkü hepside akraba, kardeşti. Yerleşiklerini de buna göre düzenlemişlerdi. O zamanlar Ankara civarı ve Anadolu’nun her tarafı ormanlarla kaplı, her taraf yemyeşil ovalar, yaylalar yaşama elverişli bir yer olduğu için mekan olarak burasını seçtiler. Orada bulunan komşuları ile çok uyumlu geçiniyorlardı. Şimdiki Kuyular (Bıyığı Kebir) denen yere yerleşen Kıyevi Köylüleri de uzun bir zaman aynı yerde yerleşip kaldılar. Buraya yerleşenlerin hepsi de akraba ve kardeşti. Kendi ihtiyaçlarını plan ve programını ona göre hazırladılar. Atıcılıkta ve binicilikte maharetlerini iyi geliştirdiler. Birbirlerine ve büyüklerine karşı saygılıydılar. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Türkler, Türkmenler ve Yörükler bir olup koskoca bir imparatorluğun temelini attılar. Bunlar Orta Asya kökenli Oğuz Türkleri olarak dinleri, dilleri kültürleri, gelenek ve görenekleri hep aynıydı. Onun için aralarında hiçbir problem çıkmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nun içerisinde Türkmenler çok aktif görevler aldılar. Özellikle Kızılırmak boylarına yerleşen Kıyevi Köylülerinin ataları 17’inci yüzyıl başlarında hayatlarını ortaya koyarak Osmanlı’nın bekası için her türlü görevi kabul ettiler. Cepheden cepheye koştular. Türkmen Beylikleri aldıkları görevleri eksiksiz ve başarı ile yerine getirdiklerinden 17’inci yüzyıl içinde şimdiki Paşa Dağı mevkiinde yerleşik bulunan ve bir Türkmen Beyi olan Hacı Mustafa’nın oğlu Pala Bıyık Abdullah’a devlet içerisinde önemli görevler verildi. Konya ve Ankara vilayetleri ve civarının güvenlik, huzur ve idari işlerinin sorumluluğundan Pala bıyık Mustafa mesul tutuldu. O dönemdeki Osmanlı Padişahı, Bıyık Abdullah’ı çok geniş bir yetki ile donattı. Konya Bölgesi Ordu Komutanı olarak görevlendirildi. Bıyık Abdullah zamanında iyi bir askeri eğitim almış, genel kültürü zamanın alimleri arasında parmakla gösterilecek kadar üstün yetenekli, cesaretli, fiziki yapısı düzgün ve heybetli iyi bir asker, iyi bir komutan, iyi bir idareci ve verdiği isabetli kararlarla Osmanlı Padişahı’nın güvenini kazanmış olmakla birlikte Devlet içinde önemli makamlara getirildi. Osmanlı Ordusu’nda Tümen komutanlığı’na kadar yükselen Abdullah Paşa, Konya’da görevdeyken Suriye tarafında bazı ayaklanmalar oldu ve Bıyık Abdullah Paşa derhal o bölgeye gönderildi. Abdullah Paşa, hemen askeri alıp uzun bir yolculuktan sonra Şam’a gitti. Şam’daki ayaklanmaları bastırdıktan sonra güvenlik ve sükuneti sağlamak gerekçesiyle bir süre daha orada kaldı. Bir süre sonra Veliha Kadın ile evlendi. 7 yılsonunda memleket hasretine dayanamayan Bıyık Abdullah, hanımı Veliha Kadın’a şöyle der; “Hanım, benim Anadolu’da memleketim var, çocuklarım var, babam ve kardeşlerim var. Ben Anadolu’ya gitmek istiyorum” der. Hanımına, “Sen ne diyorsun?” dediğinde ise Veliha Kadın, “Bende seninle birlikte geleyim” der. Bir gece ansızın yola çıktılar. Uzunca bir yolculuktan sonra memleketleri olan Bıyığı Kebir’e geldiler. Bıyık Abdullah Paşa’nın geldiğini duyan köylüler karşılamak için köyün gençlerini gönderir. Delikanlılardan birisine baktı ve “Sen bizdensin, çünkü iyi ata biniyorsun” der. Diğer delikanlıya bakar ve sen Aşırlardansın. Seninde parmakların ince” der. Artık yaşlanmasından dolayı pek seferlere de katılamaz olduğundan şimdiki Paşa Dağı mevkiinde karargah kurdu. Bıyık Abdullah Şam’dayken babası Hacı Mustafa ve bazı yakınları vefat ettiğinden ömrünün sonuna kadar karargahta kaldı. Bıyık Abdullah öldükten sonra kurduğu karargah epey bir zaman devam etmiş ve bu dağa Paşa Dağı adı verildi. Bıyık Abdullah’ın bir suikaste kurban gittiği ve kendi at bakıcısı olan seyisi tarafından Abdullah’ın tabancası ile vuruldu. Nedeni pek bilinmemekle birlikte bir rivayete göre Velioğullarının Kör Yusuf planlandığı söylenmekte. Bıyık Abdullah’ın vefatından sonra köylülerine orada yerleşik bulunan Kürt köyleri dirlik ve düzen vermediler. Rahatsız etmeye başladılar. Oradan kalkmaya karar verdiler. Hepsi bir akraba olan aşiret kalkma kararını aldıktan sonra el birliği ile tarlalarını, bağlarını, bahçelerini geride bırakarak göç ettiler. Her mahalle bir tarafa doğru gitti. Bir kısmı şimdiki Kıyevi Köyü’nün olduğu tarafa, bir kısmı Haymana tarafına, bir kısmı Kaman tarafına, bir kısmı ise Nevşehir Kozaklı tarafına gitti ve halen buranın Karasınır Kasabası’nda oturmaktadır. Birkaç mahalle ise halen Bala’nın yakın çevrelerinde yaşamını sürdürmekte olduğu belirlendi. Şimdiki Kıyevi Köyüne yerleşenler ilk önce Yaylak köyü’nün olduğu yere yerleştiler. Daha sonra ‘Eski vatanımızı buradan göremiyoruz’ diye tekrar kalkıp şimdiki oturdukları Kıyevi Köyü’nün olduğu yere yerleştiler. Kıyevi köylüleri geldiklerinde orada oturan az miktarda bir kabile oturuyordu. Bu kabile asil olduğu ve Kıyevli Köylülerinin kalabalığından korktuklarından köyden kalkarak Cebirli tarafına gittiler. Kıyevi köyü’nün yerleşik tarihi tam olarak bilinmese de bazı delillere göre 18’inci yüzyılın ilk yarılarına rastlamaktadır. Köyde 7 aile bulunuyordu ve bu ailelerin hepsi birbirleri ile akrabaydılar ve samimi bir bağ geliştirdiler. Bıyığı Kebir’den kalkan herkes taşınabilecek her şeyini alıp bir rivayete göre ilk önce Boyalı mevkiine konmuşlar. Fakat Uluyol’un oradan geçmesi ve hayvancılığa pek elverişli olmadığını düşünerek tekrar Karasınır Dağı’nın yamacına geldiler. İsmi de Dağ Salı olduğu ve ayrıca Kızılırmak kenarında yaylımları olduğu için köyün adını ‘Kıyevi Köyü’ olarak koydular. Kızılırmak ve Karasınır Dağı arası meralar ve hayvancılığa elverişli olduğundan en büyük geçim kaynağı olarak hayvancılığı ilerlettiler. Kıyevi Köyü’nün bulunduğu yerde daha önce de oturan kabileler var olduğu anlaşılmaktadır. Hatta bu yerleşkenin tarihi 3000 yıl öncesine kadar uzandığı bazı bulgularla ispat edilmektedir. Şöyle ki köy civarında bulunan mağaralar orada daha önce oturanların varlığının açıkça ortaya koymaktadır. Mağara Dönemi günümüzden 3000 yıl öncesine dayanmaktadır. Kıyevi Köyü’ile diğer köyleri arasında ki farkları sayacak olursak bu köy örnek köyler arasında yerini almıştır. Osmanlı Dönemi’nde ilk Medrese Kıyevi Köyü’nde yapıldı. Okuma yazma ilk yerleştiklerinden bu tarafa devam etmiştir. İlk medrese, 1924’e kadar bilfiil hizmet vermiş ve sayısız öğrenci yetiştirmiştir. 1924 yılında Medreseler kapatıldığında ise insanların okumaları çok zorlaşmıştı. Yine de Kıyevi Köyü’ndeki medrese gizli de Kuran dersi veriliyordu. Kıyevi Köyü’nde zamanla ağaların varlığı da diğer köylere nispetle halkın huzur ve rahatını sağlanması daha da iyi olmuştur. İstiklal Savaşı’nda Kıyevi Köyü’nün nüfusu 250- 300 civarında olmasına rağmen Kıyevi Köylülerinden 36 tane şehit verildi. Kıyevi Köyü, Şereflikoçhisar’a 20 kilometre mesafededir. Köye ilçeden iki farklı yoldan gelinebilir. Köye gelen yolun bir tanesi Palazobası tarafından diğeri ise Gülhüyük Kasabası tarafından gelinmektedir. Köyün kuzeyinden geçen iki adette ‘Uluyol’ denen yol vardır. ‘Aşağı Uluyol ve Yukarı Uluyol’ diye isimlendirilmişlerdir. Eskiden bu yollar deve kervanlarının geçtiği yollardı. İsminin Uluyol olmasının sebebi bu yolun Avrupa’dan Asya’ya giden anayol olmasıdır. Aşağı Uluyol’da İstanbul, Ankara, Kayseri, Diyarbakır ve oradan Orta Doğu’ya uzanan yoldur. Bu yolun diğer adı da İpek Yolu ve Baharat Yolu’dur. İpek Yolu, Ankara’dan Kayseri’ye kadar Arnavut Kaldırımı denen taşlarla döşenmiştir. Halen bu taşları görebilirsiniz. Kıyevi Köyü, dağ yamacına yerleşmiştir. Köyün Güneyinde Karasınır Dağı bulunmaktadır. Kuzeyden Palazobası, Şeyhli Köyü ve Parlasan (Değirmen Yolu) Köyü ile sınır komşusudur. Doğusunda Cebirli Köyü ile komşudur. Cebirli Köyü ile komşuluğu Karasınır Dağı’nın zirvesinden Pus Pınarı dediğimiz mevkiden başlar, Kabak Tepe’den, Kara Kuyu’dan Hirfanlı Baraj Gölü’ne kadar uzanır. Köy Kuzeyinde Hirfanlı Barajı ve Hamidiye Çiftliği (Geçitli köyü) ile komşudur. Baraj köye 7 kilometre uzaklıktadır. Batı tarafında Derevenk (Yazısöğüt) köyü ile sınır komşusudur. Gülhüyük Kasabası ile kızıl İniş’ten başlayıp Hirfanlı Baraj Gölü’ne kadar komşudur.

Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Kıyevi Köyü, Şereflikoçhisar’a 20 kilometre mesafededir. Köye ilçeden iki farklı yoldan gelinebilir. Köye gelen yolun bir tanesi Palazobası tarafından diğeri ise Gülhüyük Kasabası tarafından gelinmektedir. Köyün kuzeyinden geçen iki adette ‘Uluyol’ denen yol vardır. ‘Aşağı Uluyol ve Yukarı Uluyol’ diye isimlendirilmişlerdir. Eskiden bu yollar deve kervanlarının geçtiği yollardı. İsminin Uluyol olmasının sebebi bu yolun Avrupa’dan Asya’ya giden anayol olmasıdır. Aşağı Uluyol’da İstanbul, Ankara, Kayseri, Diyarbakır ve oradan Orta Doğu’ya uzanan yoldur. Bu yolun diğer adı da İpek Yolu ve Baharat Yolu’dur. İpek Yolu, Ankara’dan Kayseri’ye kadar Arnavut Kaldırımı denen taşlarla döşenmiştir. Halen bu taşları görebilirsiniz. Kıyevi Köyü, dağ yamacına yerleşmiştir. Köyün Güneyinde Karasınır Dağı bulunmaktadır. Kuzeyden Palazobası, Şeyhli Köyü ve Parlasan (Değirmen Yolu) Köyü ile sınır komşusudur. Doğusunda Cebirli Köyü ile komşudur. Cebirli Köyü ile komşuluğu Karasınır Dağı’nın zirvesinden Pus Pınarı dediğimiz mevkiden başlar, Kabak Tepe’den, Kara Kuyu’dan Hirfanlı Baraj Gölü’ne kadar uzanır. Köy Kuzeyinde Hirfanlı Barajı ve Hamidiye Çiftliği (Geçitli köyü) ile komşudur. Baraj köye 7 kilometre uzaklıktadır. Batı tarafında Derevenk (Yazısöğüt) köyü ile sınır komşusudur. Gülhüyük Kasabası ile kızıl İniş’ten başlayıp Hirfanlı Baraj Gölü’ne kadar komşudur.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

köy köken olarak oğuzların bozok koluna mensup avşar türkmenlerinin şerefli obasındandır.

 

Yıllara göre köy nüfus verileri

2007

24

2000

101

1997

-

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2009 – Ferdai Günay

2004 - Yaşar Gündüz

1999 - Nazmi Şanlı

1994 - Mustafa Eroğlu

1989 - Ahmet Erdoğan

1984 - Niyazi ALTUĞ

1970-  Dursun ALTUĞ 

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır .kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.internet erişim sistemi bulunmaktadır